ıch fange noch mal an

14/5/2008 - ÇOCUKLAR AĞLAMASIN

ÇOCUKLAR AĞLAMASIN
Sen ey gülmeyi unutan çocuk!
Bir gün zafer çığlıklarını duyarsan haykıranları,
Gülmeyi hatırlar mısın? Hatırlayacak mısın?
Sen gülmeyi unutursan, ya bizlere kim cesaret verecek.
Sen hep böyle ağlarsan bizlerde hüzünleniriz çocuk.
Sen gül ki; gül bahçelerimiz yeniden filizlensin,
Gülistanımızda güller bitsin…
Sen gül ki; sana bakan diğer yavrularda gülümsesin.
Sen gül ki; tebessümün umudumuz olsun.
Senin kahkaha çığlıkların andımız olsun.
Marşlar söylensin kahkahalarına tempo tutarcasına.
Sen gül ki; aydınlık dolsun çehremize.
Gülümsemen ışığımız olsun karanlık gecelerimize.
Maveramız aydınlansın gülümsemenle.
Yolumuz olsun kahkahalarınla döşenmiş yollar.
Sen gül ki; yarınlar sizin olsun.
Sen gül ki; diğer tüm çocuklarda gülmeyi bilsin.
Sen gül ki;
Sen gül ki çocuk,
Çocuklar ağlamasın, çocuklar ağlamasın.
~*~~*~~*~~*~~*~~*~
*~~*~~*~~*~~*~

FİLİSTİN DİRENİŞİNİN 60. YILDÖNÜMÜNDE
HEPİMİZ FİLİSTİNLİYİZ

   İsrail bu ayın 15'inde kuruluşunun 60 yıl dönümünü kutlarken, Filistin'de 60 yıl önce evlerinden zorla çıkarılan ve bir anda kendi ülkelerinde mülteci konumuna düşen Filistin'in asıl sahipleri o günleri hala unutamamış.

   Filistin topraklarından sökülüp atılan 700 bin kişiden sadece biri olan Hıristiyan bir Filistinli, İsrail'in hangi temeller üzerine kurulduğunu çok iyi bir şekilde ifade ediyor.

   Filistinlilerin ülkelerinden zorla çıktıklarında geride bıraktıkları binlerce ev şimdik İsrail'in kuruluş tarihçesini anlatır niteliktedir. Batı Kudüs'teki küçük Talbiye mahallesindeki iki katlı Hallak evi bunlardan biri. Bu ev, 1948'de İsrail'in kurulmasıyla sadece evlerini değil ülkelerini de kaybeden insanların hikâyelerini anlatıyor.


   Mayıs'ın 6'sında Guardian'da yayınlanan bir röportajında 73 yaşındaki bir Hıristiyan Filistinli kadın olan Wilhelmine Baramki, "meyve ağaçları vardı, hoş bir elma ağacı. Oynadığımız yerde bir salıncak vardı. Etraftaki bütün çiçeklerle birlikte oturduğumuz açık bir teras vardı" dedi.
   Onun ailesi evi 1930'ların başında inşa etti ve büyük babası Hana Hallak'tan sonra isimlendirdi.
Ev nine ve dedesinin alt katının sağında oturdukları, amca ve halalarının diğer bölümlerde yaşadığı dairelere bölünmüştü.
1948'de 13 yaşında olan Baramki, "Paskalya'dan önceki son Pazar gününde (Palm Sunday) bahşişlerimizi toplamak için bütün güzel çiçekleri toplarlardı" diyerek geçmişi hatırlıyor. 
  
O, birkaç dakikalık mesafedeki şehrin bir diğer Hıristiyan Mahallesi Baqa'da ebeveynleri ile birlikte yaşıyordu fakat büyük annesi Farideh ve Hallak evindeki aile ile geçirilen yazlarla ilgili hatıraları var.  "Oraya gitmeyi severdik. Bu hatıralar bizim için bir şeydi."
   Filistinlilere evlerini hemen terk etmelerini emreden bir hoparlörle birlikte Talbiye mahallesinden Yahudi çetelerinin geçmelerinden sonra hayat bir kâbusa dönüştü.
   Baqa'daki diğer evine iltica düşüncesiyle aile çantasını hızlıca topladı. 

   Baramki "her gece bombalar vardı ve nerdeyse her gün aynıydı" diyerek geçmişi acıyla hatırlıyor.

 

  "Onlar doğu Kudüs'teki Eski Şehir'de yaşayan bir diğer hala ile kalmaya terkedilmişlerdi. Biz bunun sadece birkaç gün için olduğunu düşündük."
   Aile sonradan savaştan dolayı bir buçuk yıl kalacakları komşu Lübnan'a iltica etti. Bir geri dönüş şansı bulduklarında batı Kudüs, Talbiye ve Baqa'yı da kapsayacak şekilde daha yeni kurulmuş İsrail devletinin kontrolündeydi. 
   Bizimki, Sizinki değil.
Baramkilerin evlerine, mahallelerine ve şehirlerine girmelerine izin verilmedi.
   İsrail onlara "gaip" damgası vurdu ve onların evini, kaçan veya 1948'de çıkmaya zorlanan yaklaşık 700,000 Filistinlinin evleri gibi yeni gelen Yahudi göçmenlere verdi.
   Eve şu an henüz 16 yaşındayken yeni kurulan İsrail devletine ebeveynleriyle birlikte göç eden Macar Reuven Tsur sahiplik etmektedir.

Tsur Guardian'a, "Sadece dışardan palmiye ağaçlarını gördüm ve 'bu bir hata olmalı. Bu kadar güzel olamaz' dedim" dedi. Tsur ve eşi on yıl önce Baramki'nin nine ve dedesinin yaşadığı daha geniş dairenin parçası olan üç odalı bir daire satın aldı.

   Onlar evin eski sakinlerini düşünmediklerini kabul ediyorlar. Bu arada Baramkiler altı gün savaşının yaşandığı 1967'ye kadar doğu Kudüs'te kaldılar.

   Muzaffer İsrail; Gazze Şeridi'ni, Batı Şeria'yı, Suriye'nin Golan Tepeleri'ni ve sonradan ilhak ettiği Doğu Kudüs'ü işgal etti.

   Wilhelmine, "Şimdi biz var-yok hükmündeyiz. Vergi ve diğer şeyleri ödemek için buradayız ama mülkümüze geri kavuşmak için yokuz. Bu onların uyguladığı kanundur" dedi.

   Fakat bu konumları onlara, şu an Hovevei Zion (Siyon Aşıkları) olarak adlandırılan Talbiye mahallesine geri gelme ve eski evlerine bakma şansı veriyordu.

   Tsur'ın eşi İlana, "gerçekten birkaç hafta sonra İngiliz usulü giyinmiş yaşlı bir adam geldi ve 'atalarım burada yaşadı ve ben daireyi görmek istiyorum' dedi" diyerek geçmişi hatırlıyor. 
   Adam Wilhelmine'nin merhum amcası Victor Khoury'ydi. Sonraki aylar ve yıllarda aileden eve pek çok ziyaret gerçekleştirildi. Tsurlar, bu günün İsrail'inde nadiren duyulan bir öneri olarak eğer gerçekten barışı getirecekse ve kendilerine muadil bir daire verilecekse Hallak evindeki dairelerini terk edeceklerini söylüyorlar. 
   İster işgal edilmiş bölgede olsunlar isterse de diasporada olsun bütün Filistinliler İsrail'in Filistin'in yıkımı üzerine kurulduğu 15 Mayıs'ta Nakba (Felaket) Günü'nü anıyorlar.
   Wilhelmine "orası bizim toprağımız" diye ısrar ediyor. "Evimize geri dönme hakkına sahibiz."


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hayat her yaşta güzel haciayhan2@hotmail.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

elki
yunusum
ebrese
enna
ucarsu
yunusalan
neslinursema
suedaca
sukretmiyoruz
hurricanee
tarifbahcesi
neslinursema1
balkovani
mutlu31
neslinursema2
neslinursema3
orneklerim
zino
mavidiyar
d8
gullerinkalbi
gullerinkalbi2
nurbozkurt
missing86
gullerinkalbi3