ıch fange noch mal an

10/11/2009 - HAFİK SİVAS


Hafik, Sivas


Flag of Turkey.svgHafik, Türkiye
Sivas İli Siyasi Haritası

Sivas İli Siyasi Haritası
Harita
Türkiye'de bulunduğu yer

Türkiye'de bulunduğu yer
Bilgiler
Şehir nüfusu3000[1] (2007)
İlçe nüfusu21217[2] (2007)
Yüzölçümü2382 km²
Rakım1350 metre
Koordinatlar
Alan kodu346
İl plaka kodu58
Yönetim
ÜlkeTürkiye
Coğrafi Bölgeİç Anadolu Bölgesi
İlSivas
Kaymakamİlyas Memiş
Belediye başkanıUzm. Dr. Zeki AYDIN =[3]
WebsiteBelediye
İlçe kaymakamlık siteKaymakamlık


HafikSivas ilinin doğusunda, Kızılırmak havzasında, Sivas-Erzincan E-88 karayolu üzerinde kurulmuş bir ilçesidir. 1873 yılında Koçhisaradıyla ilçe olmuştur. 1926 yılında Hafik adı kullanılmaya başlanmıştır.

Sivas il merkezinin 40 km doğusunda, 2.382 km² yüzölçümüne sahip, 2000 yılı nüfus sayımına göre toplam l9.287 kişinin yaşadığı, 82 köyü olan, tarihi çok eskilere dayanan, gölleri ve ormanlık arazisiyle doğal zenginliği bol bir ilçedir. Nüfusun 5.600’ü ilçe merkezinde, 13.687'si kırsalda yaşamaktadır. 1997 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu %3 oranında azalmıştır.

Bölge insanı sert ve uzun geçen kış mevsimi ile mücadele içindedir. Kırsal alanda geleneksel yaşantı büyük ölçüde devam etmektedir. İlçe halkının temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Küçük ölçekte sanayi ve çarşısı bulunmakta olup tarım sektörüne hizmet vermektedir. Küçük ve mevsimlik maden işletmeleri bulunmaktadır.İlçede Tarım İşetmeleri Genel Müdürlüğü, Tarım Kredi Kooperatifi, T.C. Ziraat Bankası ilçe ekonomisine katkı veren kamu kuruluşlarıdır. İlçe nüfusu 1960 yılından itibaren sürekli azalmaktadır. 1990 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 10.002 iken bu sayı 2000 yılında %44 azalarak 5.526 kişiye inmiştir.Yine aynı karşılaştırmada ilçe köyleri nüfusu %25 oranında azalmıştır. Bugün ilçe köyleri toplam nüfusu 13.687 kişidir. Hafik ilçesine bağlı toplam 83 adet köy bulunmaktadır. Tarımve hayvancılık genelde extansif büyüklüktedir.

Köylerde şirketleşmiş bir tarım ve hayvancılık yoktur. Son dönemlerde ilçe tarım müdürlüğü teknik personelinin özellikle suni tohumlama ile cins hayvan sayısını oldukça arttırdığı görülmektedir. Yine Tarım ilçe müdürlüğü halk eğitim müdürlüğü çalışmaları ile arıcılık alanında ilerlemeler sağlanmaktadir. İlçedeki Hafik Gölü etrafında dinlenme, piknik ve gezinti alanları tesisleri mevcuttur. Sivas'a olan yakınlığı sebebiyle haftasonları Sivas'ta oturanların mesire amacıyla uğradıkları yerlerden biri de Hafik Göl gazinosudur. Belediyeye ait olan bu tesis işletmecilere kiraya verilmiştir. Hafik gölünde balık tutma izni ihale ile balıkçılara verilmekle beraber kıyıdan olta ile balık tutulmaktadır.


Araştırmalarda elde edilen buluntular ve Kılıç Kökten'in yaptığı sondaj kazılarına göre ilçede ilk yerleşim Hafik gölünde, kuzey kıyıya yakın bir yerdeki Pılır Höyüktedir. Höyükte Klasik ilk Tunç Çağı ve kalkotik dönem gereçleri veren katmanların ve gölün su düzeyinin altında üst katmanların çanak gömleğinden tümüyle farklı bir tür çanak çömlekle karşılaşılmıştır. Neolitik dönem özellikleri gösteren bu buluntuların yanı sıra aynı döneme işaret eden başkaca buluntular da vardır. Çakmaktaşından minik uçlar, obsidyenden mini yaprak uçlar baskı çentikli olarak dişlikleri, el değirmeni taşları, tokmakları, kumtaşından yapılmış idoller ve hayvan kemikleri Pılır Höyük'te yapılan sondajda, yapı kalıntısı olarak da silindir biçimli çukurlar ve ağaç parçaları saptanmıştır. Ağaç parçaları ve ahşap izleri, kazıklara aittir. Bu da evlerin göl evleri gibi kazıklar üstüne yapılmış olabileceğini düşündürmektedir. Neolitik devirden sonra yerleşim Pılır'da devam etmiştir. Ayrıca Beypınarı köyündeki Tekur kalesinde toplanan seramiklerin incelenmesi sonucunda Helenistik-Roma dönemi, Ortaçağı kaba seramiği ve boyalı seramik ve Erken Tunç Çağı perdahlı seramiklerden bu bölgenin erken Tunç Çağı'nda yerleşim gördüğünü kanıtlamaktadır.Üçbin yıllık yerleşimi olan Karlı Köyü,Boztepe Höyük'ünde 1955 yılında Burney'in yüzey araştımaları sonucunda MÖ. 3000 ve Demir Çağı'na ait seramikler tesbit ediliştir.Bununla birlikte MÖ. 3000 nite, kaba, Orta ve orta nitelikli parçalar arasında kara özelliklerini gösterenlerin yanı sıra yerel nitelikli olanları da vardır. Kemiktepe höyüğü Demir Çağında ad yerleşim görmüştür.
]

Tarih öncesi 

Hafik'te yazılı tarih dönemi içerisindeki yerleşim saptanabildiği kadarıyla M.S. 200 yıllarına rastlar.Hırıstiyanlığın çıkmasıyla birlikte çok tanrılı dine sahip olan Roma'da Hrıstiyanlığa karşı büyük baskılar yapılmaya başlanmıştır. İşkenceler ve baskılar sonucunda Hırıstiyan halk göç etmiştir. Bu gelen Hırıstiyanlar, Durulmuş'ta, Dikilitepe'de, Hayıktepesi'nde, ve Hafik'te bulunan Tepe Mahallesi'ne yerleşmişlerdir.Bu yerleşim yerlerinde Dikilitepe ve Hayıtepesi'ne yerleşen halk aynı zamanda bu tepeleri en üstten itibaren zemine kadar delerek tepelerin yanından geçenKızılırmak'tan su ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Bu yerleşim yerlerinden Dikilitepe'nin yanındaki başka bir kayalık ise oyularak yiyecekler için erzak deposu olarak düzenlenmiş ayrıca bu kayalığın yüzeylerine de haç resimleri oymuşlardır. Bu da burada yerleşen halkın aynı zamanda ibadetlerini de burada yaptığını göstermektedir.Tepe mahallesi'ndeki yerleşime gelince, burada da halk büyük mağaralar yapmıştır. Fakat yerleşim yeri savunmaya uygun olmadığı için etrafını surlarla çevirmişlerdir. Konstantin'in Hırıstiyanlığı serbest bırakarak Roma'nın resmi dini olarak kabul etmesiyle Hafikte Roma'ya bağlı bir yerleşim yeri olmuştur.İmparator 1.Theodusius'un Roma devletini ikiye bölmesiyle Hafik Doğu Roma toprakları içinde kalmıştır. Bizans İmparatorluğu adını alan Doğu Roma topraklarında 5. yy. başlarında "thema" düzeni adı verilen yönetsel bir düzenlemenin ilk uygulamalarından biri, Sivas yöresinde yapıldı. Bu dönemdeki Armaniakon Theması, Sivas'ı (Sabestein) tümüyle içeriyordu. X Y.Y. sonlarında ise bugünkü Sivas bölgesini içeren ayrı bir Thema (Sebestian Theması) kuruldu.

Yakın Tarih 

Hafikl873 yılında Koçhisar adıyla ilçe olmuştur. 1926 yılında Hafik adı kullanılmaya başlanmıştır. HafikSivas İlinin doğusunda, Kızılırmak havzasında, Sivas-Erzincan E-88 karayolu üzerinde kurulmuştur. İl Merkezine 37 km uzaklıkta, 2.487 km yüzölçümüne sahip, 2000 yılı nüfus sayımına göre toplam l9.287 kişinin yaşadığı, 83 köyü olan, tarihi çok eskilere dayanan, kültürel özellikle gölleri ve ormanlık arazisiyle doğal zenginliği bol, şirin bir ilçemizdir. Nüfusun 5.600’ü İlçe Merkezinde, 13.687 si kırsalda yaşamaktadır. 1997 yılı nüfus sayımına göre İlçe nüfusu % 3 oranında azalmıştır. Bölge insanı sert ve uzun geçen kış mevsimi ile mücadele içindedir. Kırsal alanda geleneksel yaşantı büyük ölçüde devam etmektedir. İlçe halkının temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Küçük ölçekte sanayi ve çarşısı bulunmakta olup tarım sektörüne hizmet vermektedir. Küçük ve mevsimlik maden işletmeleri bulunmaktadır.İlçede Tarım İşetmeleri Genel Müdürlüğü, Tarım Kredi Kooperatifi, T.C. Ziraat Bankası ilçe ekonomisine katkı veren kamu kuruluşlarıdır. İlçe nüfusu 1960 yılından itibaren sürekli azalmaktadır.

1990 yılı nüfus sayımına göre ilçe nüfusu 10.002 iken bu sayı 2000 yılında %44 azalarak 5.526 kişiye inmiştir.Yine aynı karşılaştırmada ilçe köyleri nüfusu %25 oranında azalmıştır Bugün ilçe köyleri toplam nüfusu 13.687 kişidir. Hafik İlçesi'ne bağlı toplam 83 adet köy bulunmaktadır.İklim şartlarına bağlı olarak. Tarım ve hayvancılık genelde ekstansif büyüklüktedir. köylerimizde şirketleşmiş bir tarım ve hayvancılık yoktur. Son dönemlerde İlçe tarım müdürlüğü teknik personelinin özellikle suni tohumlama ile cins hayvan sayısını oldukça arttırdığı görülmektedir. Yine Tarım ilçe müdürlüğü halk eğitim müdürlüğü çalışmaları ile arıcılık alanında ilerlemeler sağlanmıştır.

İlçedeki Hafik Gölü etrafında dinlenme, piknik ve gezinti alanları tesisleri mevcuttur Sivas'a 37 km. olan yakınlığı sebebiyle haftasonları Sivasta oturanların mesire amacıyla uğradıkları yerlerden biri de Hafik Göl gazinosudur. Belediyeye ait olan bu tesis işletmecilere kiraya verilmiştir. Hafik gölünde balık tutma izni ihale ile balıkçılara verilmekle beraber Kıyıdan olta ile balık tutulmaktadır.


Coğrafyası 

Hafik Sivas-Erzincan karayolu üzerinde 37. km sinde yer almaktadır.Girişinden geçen E-23 karayolu sayesinde ulaşım yönünden hiçbir sorunu yoktur. İlçe 1350 rakımlıdır.İlçenin tepe mahallesi gibi yüksek yerleri de 1400 rakımlıdır. İlçe batısında Sivas, doğusunda Zara kuzeybatısında Tokat kuzeyinde Doğanşar, güneyinde de Kangal'la komşudur. Hafik'te karasal iklim hüküm sürmektedir.Genel görünüm step(bozkır)dır. Yazın sıcak ve kurak, kışın ise kar yağışlı ve çok soğuktur. İlçede bol miktarda göl ve ırmak bulunmaktadır. İlçenin gölleri :Hafik Gölü,Lota GölüÇekme GölüAyı GölüKemis ve Törük Gölleri. Bu göllerin en büyüğü Hafik Gölüdür(1km2).

 


İlçein 2 km kuzeyinde, jips platosu üzerinde gelişmiş olan doğu-batı uzanımlı geniş ve yayvan şekilli karstik çanağın tabanında,yaklaşık 2 km. genişlikte bir alanı kaplayan Hafik gölü ortalama 2 metre derinliktedir. Hemen hemen tüm çevresi sazlık ve dibi balçıkla kaplı olan gölün suyu tatlıdır. Gölün su kaynağı daha çok gölün tabanında kaynayan su, ayrıca yağmur ve kar sularından oluşmaktadır. Sularında Sazan balığı ve kerevit yetişen bu göl küçük bir kuş cennetidir. Buna ilaveten İlçedekiler bu gölde Sazan,Aynalı Sazan,Sarı Sazan, Kara Sazan, Kambur Sazan, Ala Balık, Kefal ve Gümüş balığı tuttuklarını belirtmişlerdir. Kıyılarındaki sazlıklar; karabatak, yabankazı,yaban ördeği.(yeşilbaş ve kılkuyruk) angut, turna ve balıkçılların beslenme ve konaklama alanıdır. Hafik gölünün yağışlı mevsimlerde kabaran suları doğusundaki Koç deresine akar. Bu dere 3 km. güneydeki Kızılırmak'ın önemli bir koludur.Geniş tabanlı tekne şekilli vadisiyle jips platosuna yerleşmiş olan arasu, Hafik Gölünün yer aldığı karst çanağında vadisini genişletmesi sonucu kapmıştır.Göl yeraltı karst boşlukları ile de derenin yeraltı su tablasına bağlantılıdır. Gölde balık tutma izni maliye tarafından ihale ile balıkçılara verilir. Bunun yanında olta balıkçıları kıyıdan serbestçe balık tutabilirler. Gölün etrafında mesire alanları mevcuttur. Buralarda çeşitli tesisler mevcuttur. Bunların başında Hafik Belediyesine ait Göl Gazinosu hizmet vermektedir. Göl Gazinosu belediye tarafından ihale ile işletme hakkı özel kuruluşlara devredilmiştir.
Hafik Gölü
 [değiştir]

Lota Gölü [değiştir]

Hafik Gölü'nü boşaltan derenin doğusunda 5 km. mesafede yine aynı jips platosu üzerinde açılmış olan doğu batı uzanımlı yayvan şekilli daha büyük bir uvalanın tavanında yassı sırtlar ve basık koni şekilli jips tepeleriyle ayrılmış iki göl ile arada yazın kuruyan geçici göl alanları yer alır.Buradaki göllerin morfolojisi Hafik gölünden oldukça farklıdır. Lota gölünün yerleştiği uvala ve çevresinde jipslerde gelişen morfolojinin en güzel örneklerini gözleme olanağı vardır. Yaklaşık 250 metre çapında daireler şeklinde olan iki göl, aynı özellikte iki yuvarlak jips dolinini doldurmuştur. Birbirine yaklaşık 500 metre uzaklıkta olan göllerin doğudaki 50 metre batıdaki 135 metre derinliktedir. Suları tatlı olan bu iki güzel göl, sazan, tatlı su kefali, gümüş gibi balık türlerinin bolluğu ile tanınmaktadır. Aynı düzeyde olan göl yüzeyleri yıl içerisinde 3 metreye ulaşan alçalıp yükselme gösterirler. Göl yüzeyinin birlikte oynaması, göller arsındaki yeraltı erime boşluklarının birleşik kaplar örneği gibi gölleri birbirine bağladığının göstergesidir.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

10/11/2009 - DIŞKAPI HAFİK SİVAS






Dışkapı, Hafik



Flag of Turkey.svgDışkapı, Türkiye
Sivas

Sivas
Bilgiler
Nüfus173 (2000)
Rakım1547 metre
Koordinatlar__K___D_type:city °′K, °′D
Posta Kodu58760
Alan Kodu0346
Yönetim
Coğrafi Bölgeİç Anadolu Bölgesi
İlSivas
İlçeHafik

DışkapıSivas ilinin Hafik ilçesine bağlı bir köydür.


Köyün eski adı Kemis olup daha sonra Dışkapı olarak değiştirilmiştir. Eski yerleşim yerlerinden biridir. Topraktan çıkarılan bazı tarihi eserlerin incelenmesi sonucu elde edilen bilgilere göre 2900 yıllık yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Çıkarılan eserler Sivas'ta bulunan Kongre Erkek Lisesi Müzesi'nde sergilenmektedir. Arkeolojik sit alanlanı bulunmaktadır. Kerkülek Mağrası arkeoljik sit alanıdır.

 Dışkapı köyü ilçemizin en yakın mesafede bulunan yani mahallelerinin bazı noktalarından dahi merkezine yakın mesafede bulunan en eski yerleşim merkezlerinden birisi olup,gölleriyle meşhur geniş arazili tarihi yerleri bulunan bir köydür, köyümüzün bilinen en eski ismi KEMİS olup bu isim yensiz kolsuz gömlek anlamına gelmektedir. Köyümüzün tarihi yerlerinin başında Hayik diye anılan tepede, yaklaşık 150 basabakla inilen geniş ve dik bir mağara (Cilimpost) bulunmakta. Bu mağaranın her 10 metrede bir yan girintileri olan oda şeklindeki yerler, yaklaşık 10 yıl öncesine kadar mevcut iken kaçak define avcıları tarafından bu bölümler tahrip edilmiştir. Kale içinde bulunan mağarada, sarp bir kaya yüzünde iç kısımda dağın yüzüne yapılan ayak uçları sığacak kadar çap bir şekilde delikler açılarak yukarı bölümlere ulaşım sağlanmıştır. Mağranın orta bölümünde dinlenme ve gözetleme için küçük bir oda, üst bölümünde ise önü tamamen açık 4 m2 genişliğinde 2 oda bulunmakta.



Kültür 

Köy Alevi ve Sunni inancına mensuptur.

Coğrafya 

Sivas iline 43 km, Hafik ilçesine 2 km uzaklıktadır.

İklim 

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus 

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000173
1997152

Ekonomi 

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

 

Muhtarlık 

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Abdullah Karakaş
1999 - A.turan toplu

Altyapı bilgileri 

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır. Sağlık ocağıve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/9/2009 - israilin katliamlarını unutmadık unutmayacağız

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze





Gazze

GAZZE

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze



Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Gazze

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana



Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana

Kana


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/8/2009 - Ey anların,

 günlerin, ayların, yılların Rabbi!
Ey zamanın, mekanın, ölümün ve hayatın Rabbi! 
Ey arzın ve semavatın Rabbi
Ey kelamın sahibi ve Ramazan'ın Rabbi!
Ey bizim Rabbimiz, insanın ve insanlığın Rabbi!
Ey sonsuz rahmetin kaynağı sınırsız merhametin menbaı
Bizleri Kur'an ayı Ramazan'a yetiştirdiğin için hamdolsun!
Bizleri vahyinle tenezzül buyurduğun için hamdolsun!
Bizleri başıboş bırakmadığın için hamdolsun!
İlahi ; Anlarımızı, günlerimizi, aylarımızı, yıllarımızı bize mübarek eyle!
Vahyin doğum ayı olan Ramazan'ı bize mübarek eyle!
Bir Ramazan’la gelen vahyi bize mübarek eyle
Akleden kalbimizi Kuranla münevver ve müzeyyen eyle
Hoş gelen Ramazan'ın hoş bulduklarından eyle!
Ramazanı bizden bizi Ramazandan hoşnut ve razı eyle
Kuranı bizden bizi Kurandan hoşnut ve arzı eyle
Vahyi bize aç bizi vahye aç !
İlahi Kelamın ışığını susuz gönüllere elimizle saç !
Çünkü insanlık bu suya muhtaç ya Rabbi !
Rab! Bizi Orucun Başını Dik Tutanlardan, 
Başını Oruçla Dik Tutanlardan Kıl! 
Kendini Kaybedenlerden, Kendini Unutanlardan Değil, 
Kendini Oruçla Tutanlardan Kıl. 
Ramazanı ruhumuza gıda gönlümüze ferman
Gözümüze fer dizimize derman kıl
İmanımızı sorunlarımızın elinde kar gibi eritme
Sorunlarımızı imanımızın elinde kar gibi erit
Bizi bir lahza kendimizle başbaşa bırakma!
Ellerimizi bırakma,
Allah'ım! 


Amin M.ENGİN NOYAN
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/6/2009 - Çocuklara Camiiyi Nasıl Sevdirebiliriz?

 

 


Çocuklara camiyi sevdirmek elzem. Cami çocuğun saf gönlünde inşa edilmişse, büyüdüğünde onu camiye sokmak için özel bir caba gerekmez. O gönlündekini bulacaktır...
Bunun yolu da onu camiye çekmektir. Bir camiye en çok çocuklar yakışır. Çünkü onlar masumdur.



 
1. Her haftanın bir gününün bir vakti çocuk günü ve vakti ilan edilir. Cemaatten çocuklarıyla gelmeleri, çocuklarını torunlarını göndermeleri istenir.
 
2. O gün çocukların da saflarında durduğu namaz eda edilir ve cemaatin de katkılarıyla çocuklara doğal ve mütevazı hediyeler tedarik edilip verilir.
 
3. Çocuklara has ağdalı olmayan, içinde çocuk geçen, vahuyla mutlaka bağlantısı olan bir konuşma yapılır. Mesela Hz. Lokman (Baba)nın kendi çocuğunun şahsında dünyanın tüm çocuklarına verdiği o ebedi öğütler okunur ve tefsir edilir... Peygamber ve Çocuk konusu işlenir (Bu konuda fakirin aynı adlı konferansı tavsiye olunur), Hz. Enes'in hayatı anlatılır... Peygamber kıssaları anlatılır...


 
4. Beş vakit namazına devam eden çocuklar arasından bazılarına çekilişle yıl sonunda büyük ikramiye verilir...
 
5. Bütün talimlerde gören ve kollayan bir Allah, tevhid ve vahiy aşkı verilir...
 
6. Cins kafa çocuklar tesbit edildiğinde aileleriyle özel münasebet kurulur ve onlar üzerinde özel durulur ve yönlendirilir. Alim olacak çaptakiler için aileler özel yönlendirilir.


 
7. Çocukların kendi içlerinde cçemaat olması ve en yetkin bir çocuğun çocuk cemaatine imamlık yapması için ortam hazırlanır. Bu teşvik edici olur.
 





8. Cami içinde cemaatsiz namazlarda uygun oyunlar oynanır. Bu konuda yaşlı cemaatin huysuzluğuna asla aldırış edilmez fakat onlara da hissettirilmeden yapılır. Önce namaz ardından güreş, mendil kapmaca, birdir bir vs. ne güzel gider...


Meleklerin tebessümle izleyeceğini tahayyül edebiliyorum... Unutmayın, cami günah dışında mübah olan fiiller de dahil her iş için kullanılır.... Hele çocuğa camiyi sevdirmek için oyun... İbadete mülhaktır...
 
MUSTAFA İSLAMOĞLU

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/1/2009 - Zulmeden zâlimler, Firavunun yolunu takip edenler, yapacağınızı

 
 
 
 
"Allah yolunda öldürülenlere,
ölüler demeyin..."

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Tarihleri katliamlarla dolu Siyonistlerin 
işledikleri son katliamdan 
kanı donduran kareler.



















 













YAKARIŞ...
 
ALLAH'ım!
Ümmetin suskunluğunu Sana şikayet ediyorum!
 Siz ey Müslümanlar!
Suskun ve aciz, helak olmuş ölüler!..

Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?..

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu,
başımıza gelen bu acı felaketler karşısında?..
Bir halk yok mu?
Hiç mi kimse yok,
ALLAH için ve ümmetin namusu için kızacak?..
Şerefli direnişçilerken,
bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak!..
Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?..
 
ALLAHım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar,
çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar,
oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar,
yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına,
 
sana şikayette bulunuyorum…
Sana şikayette bulunuyorum!
 

Gücümüz dağıldı ve Birliğimiz bozuldu.

Yollarımız ayrıldı.
Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip,

düşmanı yenmedeki aczini

Sana şikayet ediyoruz…

Şehid Ahmed Yasin

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Sen Hz. Hüseyin'in yolundaydın. Biz kalanlar da  Hz. Zeyneb'in yolunda olacağız.
Sana ve tüm filistinli kardeşlerimize söz olsun ki,
ne seni, ne filistini unut(tur)mayacağız ve sonuna kadar...
Filistin bizim... Biz Filistinliyiz...
 
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Her Yer Gazze,
Hepimiz Gazzeliyiz
 

 

 Siyonist işgalcilerin Gazze'de gerçekleştirdiği vahşet,
Dünyanın dört bir yanında halkları ayağa kaldırdı.
 
Türkiye
 
 
Almanya
 
 
ABD
 
 
Arjantin
 


Avusturya
 
 
 
Birleşik Arap Emirlikleri
 
 
Bosna
 
 
Brezilya
 
 
Cezayir
 
 
Endonezya
 
 
Filipinler
 
 
Güney Afrika
 
 
Hindistan
 
 
İngiltere
 
 
Irak



İran
 
 
İspanya
 
 
Japonya
 
 
Kenya
 
 
Kuveyt
 
 
Libya
 
 
Lübnan
 
 
Malezya
 
 
Malta
 
 
Meksika
 
 
Mısır
 
 
 
Nijerya
 
 
 
Nikaragua
 
 
Pakistan
 
 
Paraguay
 
 
Romanya
 
 
Sırbistan
 
 
Somali
 
 
Sudan
 
 
Suriye
 
 
Şili
 
 
Tayland
 
 
Ürdün
 
 
Venezuela
 
 
Yemen

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/1/2009 - Lanetullahi alel kafirin , Lanetullahi alez zalimin , Lanetullah

APRES LE MASSACRE DE CANA EN 2006 , LE MASSACRE COURAGEUX A DISTANCE DES ENFANTS DE GAZA DECEMBRE 2008/JANVIER 2009

 

 

 

Ces jeunes israéliens regardent avec curiosité et humour les bombardements de l'armée israélienne . On regarde à la jumelle , on rit , on s'appelle pour décrire le moment , mais ce n'est pas pour décrire les festivités du jour de l'an ... C'est pour profiter du moment d'extermination de la population palestinienne !

 

Mis à jour le 08-01-09

 

Mis à jour le 07-01-09

 

 

 

Mis à jour le 06-01-09

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mis à jour le 05-01-09

Les médias français ont "omis" de mentionner que l'armée israélienne utilise des armes non conventionnelles contre la population palestinienne : "Le phosphore blanc ou White phosphorus" . Article du Times confirmé par plusieurs journalistes d'Al Jazeera : http://www.timesonline.co.uk/tol/news/world/middle_east/article5447590.ece

Un autre article pour vous montrer les conséquences de ce phosphore blanc et vous comprendrez les brûlures multiples aux visages et sur les corps de tous ces palestinien(ne)s décédés et blessés (Qu'Allah Fasse Miséricorde à nos frères soeurs morts en martyres) .

http://www.cmaq.net/fr/node.php?id=22837

 

 

 

 

 

Mis à jour le 04/01/09

Ce jour-ci les médias occidentaux ont "omis" de mentionner que l'armée israélienne fait exploser sans limites les ambulances palestiniennes (déjà près de 7 morts : ambulanciers et victimes)

 

Mis à jour 03/01/2009

 

 

 

 

Mis à jour le 02/01/2009

 

 

 

 

Mis à jour 01/01/09

 

 

 

Mis à jour 31/12/2008

 

  

 

 

xc
  

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/1/2009 - o an

Filistin... Sen Bizim Sevdamızsın...

Şehidlerimizin Kanları Yerde Kalmadı - Kalmayacak...

Doğrul Ey Mescid-i Aksa, Gazzede Doğan Güneşe Bak...

Bu Gece (Filistin)

Bu gece; Filistin demek istiyorum.
Bu gece; hüzün olsun.
Utansın müslüman başlar,
gözler yere baksın.
Dursun zaman bu gece.
Diz çöküp ağlasın,
her insan olan insan.
Filistin Filistin diye diye.

Cansız yere düşen,
çocuk bedenlerini yazmak istiyorum.
Şu dinmeyen kan gözyaşını,
şu hiçe sayılmış milleti,
isimsiz şu mezar taşını,
anlatmak istiyorum.
Filistin Filistin diye diye..

Hangi yana dönsem kan kan.
Nedir bilmiyorum,
buna seyirci kalan.
Amma; ölen hayvan değil,
insan ulan insan.
Bağır bağır bağırıyorum,
Filistin Filistin diye diye..

Duyarsız kalamadım, yazdım,
yandım bu gece...
Çöktüm Gazze köşelerine, ağladım..
Bir değil bin mermi yedim,
öldüm ha öldüm.
Bel kazma kürek,
mezarımı kazdım bu gece...
Filistin Filistin diye diye...

 

Ali Binboğa

 

 
 
 
 

ŞEHADETİN TADI

Arza bin feryat gönderen dudaklar

Bir uçtan bir uca dünyayı sarsar

Nerde vicdanlar aranıpda dururlar

Sadece kınama demeçleri yayınlayanlar

Ama Gazze-de konuşur bombalar

Her yerde dillerde demagoji, serenatlar

Gazze mahkûm sessizlik çığlıklarına

Bu sessiz kalmalara oturup ta ağlarlar

Hani inanan insan, şahlanacaktın

Allah-ın vadi için çarpışacaktın

Nerede vicdanlar, aranıp dururlar

Sıcak mı geldi evin, koltukların rahat mı?

Ana, baba, bacın, evlatların yanında mı?

Gazzeye düşen bomba canını yakmadı mı?

Bize katından bir kurtarıcı gönder

Diyen o mahsum, mustazafı hiç duymadın mı? 

Dünyanın öbür ucunda bir müslümanın

Ayağına diken batsa acısını hissetmeliydik hani

Gazzede bombalar alkışlanır

Kınama demeçleri verme boşuna

Bırak dikeni, parçalanan bedenlerin

İmdat feryadının acısını duymadın mı?

Utanmadın mı kalbini taşıyan bedeninden

Duaya durması gereken silah tutması gereken

Utanmadın mı kanal zapinkleyen ellerinden

Zulme sadece ahlayan ve vahlayanlar

Oturdukları yerden cennet hayali kuranlar

Protesto meydanlarında hayali kurşunla kâfir vuranlar...

Can tatlı hayat güzel

Ama ne zamana kadar

Üç gün mü, beş gün mü?

Hadi varsay atmış yıl, ya ötesi arkadaş...

Bir otuz yılın gerisinde

Ömrün hazin kar defterini kurcalarken

Hangi şerefli bir esere imza attık ki?

Ardımıza dönüp bakıldığında

Hangi amelimizi imanımıza şahit ettik ki?

Hangi bir zamana kadar bu beyhudelik 

Bir gün seninde feryatların arşı arşınlamadan

Gözlerin yerinden fırlayıp

Eyvah kadehini yudumlamadan

Yüreğini kefenleyip

İşte geliyorum sevdam, Kudusüm, kardeşim

Ruhumu yaşarmak için bedende ölmeye geliyorum 

Yaşamanın lezzetini değil ama

Şahadetin tadını tatmaya geliyorum

Demenin vakti gelmedi mi?

 

D. Şüheda Terzi 

 
                               
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/9/2008 - Allah’ı, Allah İçin Çağıralım

ya allah

    Denildiği üzere, Sultan Mahmut Gaznevî, sarayındaki insanların kendisine ne kadar sadık olduklarını anlamak amacıyla bir kafile düzenler, bir devenin üzerine de bir sandık mücevher bırakıp sandığı kilitler. Yolda bir dereye ulaşınca deveyi ürkütür. Böylece devenin üzerindeki mücevher sandığı yere düşer ve mücevherler dereye dökülür.

    Sultan, "Herkes topladığı mücevherin sahibidir." der. Bu sözü duyan sultanın etrafındaki kişiler sultanı yalnız bırakarak mücevher toplamaya koşarlar.

    Bu arada Ayaz’ın mücevherleri bırakıp sultanın yanma geldiğini görür, "Sen neden mücevher toplamaya gitmiyorsun?" diye sorar. Ayaz şöyle cevap verir: "Ben kafamda seni düşündüm de hizmeti bırakıp nimete koşmadım." Mevlana bu olaydan şu sonucu çıkarır:

"Gözün dostunun bağışındaysa eğer

 Sen kendini düşünüyorsun, dostunu değil.

 Evliyanın Allah’tan O’ndan başkasını istemesi

Tarikat ehlinin tarikatına aykırıdır."

    Kur’ân-ı Kerim, Allah’ı kendileri için isteyen, sadece sıkıntılarda O’na yalvarıp yakaran, başka zamanlarda O’nu unutan ve hatta inkâr edenleri sert bir şekilde eleştirmektedir:

"Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Fakat (Allah) onları salimen karaya çıkarınca hemen (O’na) ortak koşarlar."[1]

    Her halükârda, kendisi için çalışmak nefis perestliktir.

    Halk için çalışmak, putperestliktir. Allah ve halk için iş yapmak şirktir. Kendisinin ve halkın işini Allah için yapmak Allah’a tapmaktır.

    Hz. Ali’nin münacatında şöyle okumaktayız:

"Allah’ım! Ben sana ne ateşinden korktuğum ve ne de cennetine tamah ettiğim için ibadet ediyorum; ben seni ibadete lâyık buldum ve ibadet ettim sana." [2]

    Evet, kâr amacıyla çalışanlar, tacirlerdir; korkudan çalışanlar ise kölelerdir; özgür ve hür insanlar ise Allah’ın nimetlerinin şükrünü yerine getirmek için O’na ibadet ederler. Nitekim Ehlibeyt İmamları’nın (a.s) buyruklarında şöyle geçer:

"Bazıları bir şey umarak Allah’a ibadet ederler; bu tacirlerin ibadetidir. Bazıları da Allah’tan korktukları için O’na ibadet ederler; bu ise kölelerin ibadetidir. Bazıları ise Allah’a, O’nun şükrünü yerine getirmek için ibadet ederler; bu ise hür kişilerin ibadetidir." [3]

   Hafiz’ın dediği gibi:

"İçimize dosttan başkası yerleşmez. Her iki âlemi de düşmana ver; bize dost yeter."

Maddî aşkta insan sevgilisini kendisi için ister; fakat manevî aşkta, insan kendisini

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/9/2008 - Şeytanın Yarını Bitmez

Şeytanın Yarını Bitmez

şeytan

 

    NE ZAMAN HAYRA YARAR bir şeyler yapmaya girişsek, önümüzde ’küçük’ bir engel beliriverir. Hayırlı bir işe başlamaya mı niyetlendik, o engel yüzünden, teşebbüsümüz daha başlamadan akim kalır. Zira, içimizde bir ’yarın’cı saklıdır. Rabbimizin rızasına uygun bir işe niyetlenir niyetlenmez, bu ’yarın’cı, bizi erteleme kuyularında boğdurur.

    Herkes, kendi ömründe ve de gündelik hayatında, bu ’yarın’cının bir dizi icraatını sanırım bir çırpıda sayabilir. Kaç hayırlı fiil ’yarın’a ertelendiği için yaşanmamış; kaç hak söz ’yarın’a saklandığı için hiçbir zaman söylenmemiştir, kimbilir?

   Nefsin hoşuna giden işlerde ’hemen şimdi’ci olan şeytan, hakikat ve hayr karşısında, hep ’yarın’cı olmuştur. "Sonra yaparsın." "Yarın başlasan da olur." "Bir gün muhakkak." "İlerde ben de düşünüyorum."

 

   Hayatımıza şöyle bir baksak, bu ’az sonra’ların, ’yarın’ların, ’ileride’lerin faturasının hayli kabarık olduğunu görmemiz zor olmayacaktır. Şeytanın, ’az sonra’ kalkıp kılmak üzere bizi edadan alıkoyduğu sabah namazlarının sayısı acaba yüzlerle mi, binlerle mi ifade edilebilir? ’Az sonra’ kılayım derken alelacele ’son dakika’ya sığıştırılan sair namazların sayısı acaba kaç bini bulur?

   Namazla ilgili ertelemeler, şeytanın hayır ve hak karşısındaki ’yarın’cılığının bir örneği yalnızca... Kulluğun şanına yakışan sair görev, fiil ve haller de hesaba katılınca, şeytanın ’yarın’a erteleyerek bizi hepten alıkoyduğu hayır ve hak sayısı, herhalde milyonları bulacaktır.

 

    Bu ertelemenin sonuçlarını yalnız kendi dünyamızda da görmüyoruz. Ubudiyet görevlerini ’yarın’ yapacak olan; ama o ’yarın’ gelmeden bu dünyadan göçen ne çok insan var!

    Çokları, üç gün sonra yaşıyor olacağının garantisi olmadığı halde, ubudiyet borcunu ’ihtiyarlık günleri’ne erteliyor sözgelimi. Birçok insan, ’ileride örtünmek’ düşüncesiyle birlikte, bugün tesettürsüz geziyor. Daha en başta ubudiyet çizgisinde karar kılanlara ise, "Daha yaşın genç. İleride yaparsın" deniliyor.

 

    Oysa ölümün yaşı yoktur. Hayat apartmanının ne zaman yıkılacağına dair bir tarih kaydı, kimsenin elinde yoktur. Bir dakika sonra ölmek, yüz yıl yaşamak kadar, hatta ondan da fazla mümkündür.

    Ne var ki, şeytanın ’yarın’ı bitmez. Ne zaman ’asıl vazife’ aklımıza düşer, ne zaman kalbimiz iman ve ubudiyet arzusuyla hüşyar olur, şeytan hiç bitmeyen ’yarın’lar sunar önümüze.

   Gariptir, ubudiyet yoluna girecek olduğumuzda bin türlü ’yarın’lar sunan şeytanın, ubudiyete sığmayan fiillerde tek bir ertelemesi bile yoktur. Bizi gaflete atan, duygularımızı dünyanın fani yüzünde boğan onca şeyi asla ’yarın’a ertelemez şeytan. Bir kez olsun, "Bugün Kur’ân’ını oku, televizyonu yarın seyredersin" demez. Bir kez olsun, "Bugünün şükrünü yap da, ’Piyasa durgun’ şikayetini yarına sakla" dediği yoktur. Bir kez olsun, "Şimdi namazını kıl da, haberleri yarın öğrenirsin" dememiştir.

 

    Çünkü, elimizde olan yegâne zamanın şimdiki zaman olduğunu şeytan da bilir. Bildiği için, ubudiyet görevlerini gelmemiş bir ’yarın’a erteleterek kandırır bizi. Böylece esasen Allah’a ibadet için verilmiş hâzır zamanı kendisi için kullanıma hazır hale getirir. Sonra da o hâzır zamanda gaflet, sefahet veya dalâlet derelerine sürükler bizi.

Resul-i Ekrem (a.s.m.) "Erteleyiciler helâk oldu" buyururken, bizi işte bu şeytanî tuzağa karşı uyarıyor.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

hayat her yaşta güzel haciayhan2@hotmail.com

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

elki
yunusum
ebrese
enna
ucarsu
yunusalan
neslinursema
suedaca
sukretmiyoruz
hurricanee
tarifbahcesi
neslinursema1
balkovani
mutlu31
neslinursema2
neslinursema3
orneklerim
zino
mavidiyar
d8
gullerinkalbi
gullerinkalbi2
nurbozkurt
missing86
gullerinkalbi3